26 Mart 2015 Perşembe

Marka Nedir ?


    Pazarla sürecinin özü, tüketicinin zihniden bir marka inşa etmektir. Ancak şimdi soracaksınız, marka nedir ?

   Kimi yöneticiler, markaların, şirket ve ürün isimlerinden farklı, benzersiz nitelikler ve  özellikler içerdiğine inanır. " isimlerini marka yaptılar " diyordu bir analist, bir şirketin başarılı pazarlama programını değerlendirirken.

   İsmini marka yapmak. Bu yargı neyi ifade eder ? hiçbir şeyi. Tüketicinin zihninde bir şirket, ürün veya marka ismi arasında hiç bir fark yoktur.

   Biliyorsunuz pazarlama uzmanlarının şirket, bölüm, marka ve model isimleri arasında bin bir türlü tanımlamaları vardır;alt marklar, mega markalar, yan markalar...Markalama sürecinin kısıtlı bir grubun bilgisi içinde ki diğer yönlerine dair tanımlamalarından söz etmiyorum bile.

   Muhtemel müşterilerin zihinlerinin içine baktığımızda tüm bu varyasyonların uçup gittiğini görürsünüz. Arkadaşına, "Bu yeni yan marka hakkında ne düşünüyorsun ?"  diye soran bir müşteri düşünebiliyor musunuz ? Cevabı ise, " Pek ilgimi çekmedi.Ben mega markalara ve alt markalara tutkunum."  olduğunu...

    İnsanlar böyle konuşmadıkları gibi böyle düşünmezler de.Gertrude stein gibi söyleyecek olursak: "Bir marka bir markadır;bir marka."

  Bir marka ismi her ne kadar küresel bir isim olsa da, zihinde yer edecek herhangi bir kelimeden fazla bir şey değildir.

  Markalar, Türkiye hükümetince  kayıt altına alınmış 1.000.000 civarıda tescilli markayla sınırlı değildir. Tıpkı dünyanın başka ülkelerinde  tescil edilmiş isimler ve logolarla sınırlı olmadığı gibi

  herhangi bir özel isim bir markadır.Siz bir markasınız.(Ve hayatta gerçekten başarılı olmak istiyorsanız, kendinizi bir mark olarak kabul edip buna göre davranmalısınız )


Kısacası marka:

  •     Bir metayı  başka bir metadan ayıran, kişilerin zihnine konumlandırılan, farklılaştırma amaçlı soyut bir araçtır.   
  •    Marka ürünlerin parmak izi, şirketin kimliği ve bu ürünleri zihne yerleştiren/yerleştirilen tüketicilerin satın alma güdüsü nedenidir.    
  •    Marka soyuttur, marka zihindedir, tek bir kelime ile kodlanır, harekete geçirir, araçtır ve   ayraçtır.    

   Ticari işletmelerin dışında kişi, ülke ve ticari amaç gütmeyen işletmelerin  de marka olabildiğini unutmayalım.

   Örneğin;
   Türkiye,Türk Silahlı Kuvvetleri,Antalya,Beşiktaş jk,Safranbolu'nun safranı,Cmylmz bir markadır.

Giriş



 
    Pazarlama çok komplike, çok akıl karıştırıcı ve jargonlarla dolu bir hal almıştır. Pek çok şirkette pazarlama işi, farklı fonksiyonlara sahip gruplar tarafından yerine getiriliyor. Birkaç isim vermek gerekirse: Reklam, ürün geliştirme, ürün tasarımı, tüketici araştırmaları, satış geliştirme ve halkla ilişkiler.
 
   Bu farklı fonksiyonlarda ki grupları koordine ve entegre etme, başlı başına önemli bir iş haline gelmiştir. Pazarlama, şirkette ki itici güç olarak kendi vaatlerini yerine getirmeye çalışsa, başka bir ifadeyle, kendisine odaklanmış olsa, pazarlama süreci de daha basitleşmiş olurdu.

   Pazarla sürecinin tek ve önemli amacı nedir? Yaygın pazarlama fonksiyonlarını bir arada tutan zamk nedir? Markalama.

   Pazarlama, muhtemel tüketicinin zihninde marka inşa etmek demektir. Güçlü bir maka inşa edebilirseniz, güçlü bir pazarlama programınız da olacaktır. Yapmazsanız, bütün o reklamlar, fantezi ambalajlar, satış geliştirme ve halkla ilişkiler etkinlikleri hedeflerinize ulaşmanıza yardımcı olmayacaktır.

   Pazarlama marka yaratmaktır. Bu iki kavram öyle iç içe geçmiştir ki onları birbirinden ayırmak imkansızdır. Dahası, bir şirketin tüm işlevleri marka inşa etme sürecine katkıda bulunduğundan, pazarlama yalıtılmış bir fonksiyon olarak ta değerlendirilemez.

   Pazarlama, bir şirketin iş dünyasında yaptığı şeydir. Pazarlama, bir şirketin nihai hedefidir. İşte bu nedenle şirkette ki herkes, pazarlama ile ve dahası spesifik olarak markalamanın kurallarıyla ilgilenmek zorundadır.

   Bütün bir şirket pazarlama departmanı olursa, tüm şirket marka yönetimi departmanı olmuş demektir.

   Mantıksız görünmesine rağmen, pazarlama kavramının gündemden düştüğünü ve markalama denilen yeni bir kavramın pazarlamanın yerini aldığını gözümüzde canlandıralım.

  Bu trendi hızlandıracak olan satışların düşmesidir. Bir meslek ve fonksiyon olarak satıcılık, ağır ağır batan titanik gibidir. Bugün çoğu ürün ve hizmetler satılmamakta, satın alınmaktadır. Markalama işte bu süreci büyük ölçüde kolaylaştırmaktadır. Markalama ürün ve hizmetin kullanıcıya "ön-satışını" sağlar.Markalama bir şeyler satmanın çok daha basit ve etkili bir yoludur.

   " Hiç kimse  hiçbir şey satmazsa hiçbir şey olmaz " diyen o eski ifade bugün yerini yeni bir slogana bıraktı: " Kimse bir şeyi markalamazsa, hiçbir şey olmaz ".

   Raflarda markaların yarattığı bir süpermarketi ya da mağazayı düşünün. Müşteriler farklı markalar arasında tercihler yaptıkça, sayısız satın alma eylemi gerçekleşir. peki ama satış ? Satış bunun neresinde ?

  Satış markanın içindedir. Bu multimedya çağında, ürünün arkasına atılan garanti imzası, artık satıcının kişisel tavsiyelerinden çok, marka ismiyle temsil edilmektedir.

  İş dünyasında sismik bir kayma yaşanıyor. Satmaktan, satın almaya  doğru bir yönelim var. Markaların yükselişi bu yönelimi güçlendiriyor ve hareketlendiriyor.