işletme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
işletme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Mart 2015 Perşembe

1) Yayılma Kuralı


                                    
                                    Bir markanın gücü yayılma alanıyla ters orantılıdır.


 
  Marka isminizi her şeye koyarsanız, o isim gücünü yitirir. Komili'yi düşünün. Komili denilince ilk olarak aklınıza ne geliyor ?
   
    Komili 1878 den beri Türkiye'de en çok güvenilen ve bilinen zeytinyağı markası olmuştur. Şimdi ise zeytinyağının tüm formlarında ürünlerinin yanı sıra zeytinyağıyla ilişkili olmayan ürünleri de mevcuttur.
   
     Komili denilince, gıda ürünleri de anlaşılabilir, kişisel bakım ürünleri de. Bu nedenle üretilen her şeyin üzerine Komili yazmak, kısa vadede satışları artırabilir ama uzun vadede tüketiciler “Komili nedir?” sorusuna cevap verememeye başlarlar. Bu da “komili” markasının gücünü baltalar.                  
    Tüketicilerin kafasında binlerce tahterevalli vardır. Eğer komili bir zeytinyağı markası ise ay çiçek yağı, mısır yağı, duş jellleri, şampuanlar, çocuk ve bebek ürünleri, katı ve sıvı sabunlar, ıslak havlular ve hatta tuvalet kağıtları başka bir marka olmalıdır. Aynı anda bir marka her şey olamaz.
 
     Yerel bazda; zeytinyağı denince ilk akla gelen Komili ise ay çiçek yağı deyince ilk akla gelen
Yudum, katı sabun deyince ilk akla gelen  Hacı Şakir, çocuk ve bebek şampuanları deyince ilk akla gelen Dalin v.b. dir.

   Tüketiciler markaların dar bir alanda faaliyet göstermesini ve tek bir kısa kelimeyle ifade edilebilmesini isterler.

    Markayı genişleterek kısa vadede ek satışlar elde etmek, markalama kavramının tersine işlemesine yol açmaktadır.

    Tüketicinin zihninde güçlü bir marka yaratmak istiyorsanız, markanızı daraltmak zorundasınız;
genişletmek değil. Uzun vadede markanızın yayıldığı alanı genişletmek, gücünüzü azaltacak ve imajınızı zayıflatacaktır.

   Doğallığı trend olan, tüketicilerin özenle seçtiği, güvenilmesi zor ve imajı pamuk ipliğine bağlı bir ürün grubunda, akla ilk gelen marka olmak için 1878'den beri çalışan ve bu zihinlerdeki imajını son yıllarda yıkmak için elinden geleni yapan  nadide örneklerden biridir Komili.

   Günümüzdeki Komili' nin, markanın kurucusu Hasan Komili' nin: '' marka, zeytin ağacı gibi gerekli zamanlarda budanmalı ki ölümsüz olabilsin'' öğüdünden ilham almadığı, daha fazla zeytin elde etmek için  ağacın dallanıp budaklanmasına izin verip, markanın imajını zedelediğini bilmesi gerekmektedir.

    Umarım, Komili'nin tüm kategorilerden pay koparmak gibi çokça açgözlü politikası, başına dert açmaz ve 137 yıllık dev zeytin ağacımızın yıkılışını seyretmeyiz.      

Marka Nedir ?


    Pazarla sürecinin özü, tüketicinin zihniden bir marka inşa etmektir. Ancak şimdi soracaksınız, marka nedir ?

   Kimi yöneticiler, markaların, şirket ve ürün isimlerinden farklı, benzersiz nitelikler ve  özellikler içerdiğine inanır. " isimlerini marka yaptılar " diyordu bir analist, bir şirketin başarılı pazarlama programını değerlendirirken.

   İsmini marka yapmak. Bu yargı neyi ifade eder ? hiçbir şeyi. Tüketicinin zihninde bir şirket, ürün veya marka ismi arasında hiç bir fark yoktur.

   Biliyorsunuz pazarlama uzmanlarının şirket, bölüm, marka ve model isimleri arasında bin bir türlü tanımlamaları vardır;alt marklar, mega markalar, yan markalar...Markalama sürecinin kısıtlı bir grubun bilgisi içinde ki diğer yönlerine dair tanımlamalarından söz etmiyorum bile.

   Muhtemel müşterilerin zihinlerinin içine baktığımızda tüm bu varyasyonların uçup gittiğini görürsünüz. Arkadaşına, "Bu yeni yan marka hakkında ne düşünüyorsun ?"  diye soran bir müşteri düşünebiliyor musunuz ? Cevabı ise, " Pek ilgimi çekmedi.Ben mega markalara ve alt markalara tutkunum."  olduğunu...

    İnsanlar böyle konuşmadıkları gibi böyle düşünmezler de.Gertrude stein gibi söyleyecek olursak: "Bir marka bir markadır;bir marka."

  Bir marka ismi her ne kadar küresel bir isim olsa da, zihinde yer edecek herhangi bir kelimeden fazla bir şey değildir.

  Markalar, Türkiye hükümetince  kayıt altına alınmış 1.000.000 civarıda tescilli markayla sınırlı değildir. Tıpkı dünyanın başka ülkelerinde  tescil edilmiş isimler ve logolarla sınırlı olmadığı gibi

  herhangi bir özel isim bir markadır.Siz bir markasınız.(Ve hayatta gerçekten başarılı olmak istiyorsanız, kendinizi bir mark olarak kabul edip buna göre davranmalısınız )


Kısacası marka:

  •     Bir metayı  başka bir metadan ayıran, kişilerin zihnine konumlandırılan, farklılaştırma amaçlı soyut bir araçtır.   
  •    Marka ürünlerin parmak izi, şirketin kimliği ve bu ürünleri zihne yerleştiren/yerleştirilen tüketicilerin satın alma güdüsü nedenidir.    
  •    Marka soyuttur, marka zihindedir, tek bir kelime ile kodlanır, harekete geçirir, araçtır ve   ayraçtır.    

   Ticari işletmelerin dışında kişi, ülke ve ticari amaç gütmeyen işletmelerin  de marka olabildiğini unutmayalım.

   Örneğin;
   Türkiye,Türk Silahlı Kuvvetleri,Antalya,Beşiktaş jk,Safranbolu'nun safranı,Cmylmz bir markadır.

Giriş



 
    Pazarlama çok komplike, çok akıl karıştırıcı ve jargonlarla dolu bir hal almıştır. Pek çok şirkette pazarlama işi, farklı fonksiyonlara sahip gruplar tarafından yerine getiriliyor. Birkaç isim vermek gerekirse: Reklam, ürün geliştirme, ürün tasarımı, tüketici araştırmaları, satış geliştirme ve halkla ilişkiler.
 
   Bu farklı fonksiyonlarda ki grupları koordine ve entegre etme, başlı başına önemli bir iş haline gelmiştir. Pazarlama, şirkette ki itici güç olarak kendi vaatlerini yerine getirmeye çalışsa, başka bir ifadeyle, kendisine odaklanmış olsa, pazarlama süreci de daha basitleşmiş olurdu.

   Pazarla sürecinin tek ve önemli amacı nedir? Yaygın pazarlama fonksiyonlarını bir arada tutan zamk nedir? Markalama.

   Pazarlama, muhtemel tüketicinin zihninde marka inşa etmek demektir. Güçlü bir maka inşa edebilirseniz, güçlü bir pazarlama programınız da olacaktır. Yapmazsanız, bütün o reklamlar, fantezi ambalajlar, satış geliştirme ve halkla ilişkiler etkinlikleri hedeflerinize ulaşmanıza yardımcı olmayacaktır.

   Pazarlama marka yaratmaktır. Bu iki kavram öyle iç içe geçmiştir ki onları birbirinden ayırmak imkansızdır. Dahası, bir şirketin tüm işlevleri marka inşa etme sürecine katkıda bulunduğundan, pazarlama yalıtılmış bir fonksiyon olarak ta değerlendirilemez.

   Pazarlama, bir şirketin iş dünyasında yaptığı şeydir. Pazarlama, bir şirketin nihai hedefidir. İşte bu nedenle şirkette ki herkes, pazarlama ile ve dahası spesifik olarak markalamanın kurallarıyla ilgilenmek zorundadır.

   Bütün bir şirket pazarlama departmanı olursa, tüm şirket marka yönetimi departmanı olmuş demektir.

   Mantıksız görünmesine rağmen, pazarlama kavramının gündemden düştüğünü ve markalama denilen yeni bir kavramın pazarlamanın yerini aldığını gözümüzde canlandıralım.

  Bu trendi hızlandıracak olan satışların düşmesidir. Bir meslek ve fonksiyon olarak satıcılık, ağır ağır batan titanik gibidir. Bugün çoğu ürün ve hizmetler satılmamakta, satın alınmaktadır. Markalama işte bu süreci büyük ölçüde kolaylaştırmaktadır. Markalama ürün ve hizmetin kullanıcıya "ön-satışını" sağlar.Markalama bir şeyler satmanın çok daha basit ve etkili bir yoludur.

   " Hiç kimse  hiçbir şey satmazsa hiçbir şey olmaz " diyen o eski ifade bugün yerini yeni bir slogana bıraktı: " Kimse bir şeyi markalamazsa, hiçbir şey olmaz ".

   Raflarda markaların yarattığı bir süpermarketi ya da mağazayı düşünün. Müşteriler farklı markalar arasında tercihler yaptıkça, sayısız satın alma eylemi gerçekleşir. peki ama satış ? Satış bunun neresinde ?

  Satış markanın içindedir. Bu multimedya çağında, ürünün arkasına atılan garanti imzası, artık satıcının kişisel tavsiyelerinden çok, marka ismiyle temsil edilmektedir.

  İş dünyasında sismik bir kayma yaşanıyor. Satmaktan, satın almaya  doğru bir yönelim var. Markaların yükselişi bu yönelimi güçlendiriyor ve hareketlendiriyor.